« :.. Siz Hangi Otsunuz ..: | Home | :.. Cep Telefınları için Duvar Kağıtları | Wallpaperlar ..: »
:.. Okul Efsaneleri ..:
Topics: :.. Komedi Eğlence ..: | By admin | Mayıs 28, 2007
PENCEREYİ AÇARIM
İstanbul Üniversitesi’nde bi fizik profesörü, final sınavında öğrencileri tek tek odasına alıyomuş ve 100 puan değerinde bi soru soruyomuş: “Otobüstesiniz, içerisi inanılmaz sıcak. N’aparsınız?” Odaya giren öğrencilerin hepsi, “Pencereyi açarım hocam” diyomuş. Kıl hoca bunun üzerine, “Peki o zaman; pencereden giren havanın hızı nedir?” diye soruyomuş. Soruyu duyan öğrenciler de apışıp kalıyomuş. Gak, guk… Şudur, budur, ama yok. Haliyle hepsi odadan bi karış suratla çıkıyomuş.Sıra dersi üstten alan bi öğrenciye gelmiş. Bu çocuk da, artık o sene okulu bitirmeyi kafasına koymuşmuş. Hoca yine aynı soruyu sormuş: “Otobüstesin ve içerisi feci sıcak. N’aparsın?” Bizimki başlamış saymaya. “Kazağımı çıkarırım, gömleğimi çıkarırım, fanilamı çıkarırım.” Hoca bıyık altından gülerek sürekli, “Başka, başka?” diyomuş. “Gazeteyle kendimi yellerim, başıma su dökerim…” Hoca hala, “Başka başka” deyince çocukcağız artık dayanamamış, “Hocam, okulu bitirmem lazım, afedersiniz, anamı s….niz o pencereyi açmam!” demiş.
MENEMENİ SEVERİM
Ankara’da Hacettepe Tıp’ta okuyan üç fırlama öğrenci sabahtan biberli, domatesli, bol yumurtalı bi menemen yapıp bunu siyah bi poşetin içine dökmüşler. Bakkaldan iki de ekmek alıp durağa gitmişler. Sabah saatleri, bindikleri otobüs epey bi kalabalıkmış. Bunlar yolcuları ite kaka arka tarafa geçmişler. Bi’kaç durak sonra içlerinden biri yüksek sesle, “Allaaah, bu otobüs amma sallıyo yaa. Ben fena oldum. Çıkartıcam galiba” demiş. Öbür çocuklardan biri, ondan daha da yüksek bi sesle, “Amman ortalığı batırmayalım, bende poşet var” deyip cebinden menemenli torbayı çıkarmış. Midesi kötü olan çocuk “Ööörrgghh, aaargghh!” diye abartılı efektlerle poşete güya kusmuş. Zaten bu seslerden millet epey rahatsız olmuş, kadınlardan bi’kaçı hafiften öğürmeye filan başlamış.
Çocuklardan o ana kadar hiç konuşmayanı,”Bakayım mı ne çıkardın yaa? Accayip karnım acıktı valla” demiş ve poşeti evirip çevirip milletin içindekileri görmesini sağlamış. “Amma güzel görünüyo be! Ne yemiştin lan böyle sabah sabah?” deyip cebinden bi kaşık çıkararak menemeni yemeye başlamış. Diğer iki çocuk da “Dur oğlum bizde ekmek vardı” diyerek ekmekleri çıkarmışlar ve üçü birden, torbadaki kusmuğa ekmek banarak yemeye başlamış. Efsaneye göre bu sırada yolculardan çoğu şarıl şarıl kusuyomuş. Bir sonraki durakta da otobüste, şaşkın şaşkın bakınan şoförle bizimkiler hariç, bi kişi bile kalmamış.
ANAAA,O NEEE
Tıp fakültelerinde kadavrayla ilgili sürü sepet efsane anlatılır. Bu da onlardan biri: Olay güzide bi tıbbiyemizde geçiyo. Kadavralar, “formaldehit” denen bir madde içinde durduklarından şekilleri pek bozulmaz. Daha doğrusu çürümezler diyelim. Fakültemizin fırlama elemanlarından biri erkek kadavranın “normal üstü” sayılabilecek cinsel organını kimse görmeden kesmiş ve eve götürmüş. Organa balmumuyla dik bi şekil vererek dibine uzuunca bi ip bağlamış. Ertesi gün okula giderken de pantolonunun bi cebini delmiş ve kadavradan kestiği organı paçasından aşağı sarkıtmış. İpin ucu, cebindeki elindeymiş taabi. Başlangıçta da organ görünmez halde, pantolonun içindeymiş. Fırlama tıbbiyeli, toplu taşıma araçlarından birine binmiş ve ipi yavaş yavaş gevşetmiş. Artık paçasından sarkmış, etrafı merakla seyreden bi organa sahipmiş arkadaşımız. Tam karşısında oturan teyze hayretler içinde gözlerini kocaman kocaman açmış haldeyken bizimki aşağıya bakarak söylenmiş: “Hey Allaaam, çabuk gir içeri bakiyim. Yine mi çıktın dışarı a afacan!”
UÇAĞA DAHA YARIM SAAT VAR
Fi tarihinde Eskişehir’deki Atatürk Lisesi’nin coğrafya hocalarından biri derslerinde sürekli argo konuşuyomuş. Sınıfın kızları da çok rahatsız oluyomuş bu küfürlü konuşmalardan. Bi gün aralarında, öğretmeni protesto etmek için, “hoca böyle konuşmaya başladığı an sınıfı terkedelim” diye bi karar almışlar. Ancak sınıfın ispiyoncularından biri (muhtemelen bi erkek) durumdan haberdar etmiş ağzı bozuk öğretmeni. Hoca ertesi gün derse protesto olayından haberdar olarak gelmiş taabi. Konuşmasına, “Arkadaşlar, özellikle siz dinleyin kızlar, bugün Afrika ülkelerinden birini, Etiyopya’yı işleyeceğiz. Etiyopya yerlileri dünya ortalamasının üzerindeki penis boylarıyla dikkat çekerler” diyerek başlamış. Zaten kızlar tetikteler ya, bu lafı duyar duymaz hemmen fırlamışlar yerlerinden ve kapıya doğru yürümüşler. Kızlar çıkarken hoca arkalarından seslenmiş: “Acele etmeyin kızlar, Etiyopya uçağına daha yarım saat var!”
AYNADAKİ RUJ LEKESİ
Bir kız yurdunda kalan kızlar, artık temizlik görevlisine olan kıllıklarından mıdır yoksa nerden çıktığı belli olmayan bir yurt geleneğinden midir, her sabah dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaya öperek iz bırakıyorlarmış. Yurt müdürü ne yaptı ettiyse bu alışkanlığı ortadan kaldıramamış. Diğer yandan temizlik görevlileri de iyiden baş kaldırmaya başlamışlar. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Sonunda müdürün aklına parlak bir fikir gelmiş. Hemmen bir duyuru yapıp, kızları toplantıya çağırmış. Neyse toplanmış bunlar. Müdür “Buyrun tuvalate” demiş. Düşmüş yola, şaşkın kızlar da peşlerinde, temizlik görevlisinin beklediği umumi tuvalete girmişler. Aynalarda sabahki ruj izleri hala duruyormuş. Müdür “Arkadaşlar” demiş, “Bazılarınız dudaklarına ruj sürdükten sonra aynaları öperek çıkması güç izler bırakıyor. Temizlik görevlilerimiz bunları temizlerken zorlanıyor. Sizleri görevlimizin bu temizliği yaparken ne kadar zorlandığını bizzat görmeniz için topladım. Bakım ve görün”. Sonra görevliye bir işaret çakmış. Bizimki gayet sakin bir şekilde tuvalet fırçasını almış, klozetteki suya daldırmış ve aynayı temizlemiş. O gün bu gündür o yurtta tuvaletlerde dudak izine bir daha rastlanmamış.
SİZ ÖPÜŞENLER DIŞARI
Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği’nin anfilerinin birinde hoca mıy mıy ders anlatıyormuş. En arkada bir çift dersten sıkıldıkları için kendilerinden geçmiş bir vaziyette öpüşüyolarmış. Ders sıkıcı, hoca mıy mıy olduğundan bütün anfi fısır fısır modda geyiğe sarmış.Özellikle öpüşen çiftin önündeki iki erkek öğrenci geyik muhabbetini iyice abartmış.Hoca bu vaziyete 20 dakka kadar sabretmiş. O sırada gözü en arkada öpüşen çifte takılımış. Ders anlatmayı kesmiş ve izlemeye başlamış. Bütün sınıf susmuş. Ancak öpüşen çiftle önlerinde oturan iki çocuğun dünyadan haberi yokmuş. Dayanamamış yüksek sesle “Siz öpüşenler! Çıkın dışarı!” diye bağırmış. Öpüşen çiftin önündeki ikili muhabbete o kadar dalmışlar ki; hocanın sadece “Çıkın dışarı” dediğini duyabilmişler. Hemen ayağa kalkıp, daha öpüşen çift hazırlanıp ayağa kalkana kadar kapıyı açıp çıkmışlar. Onlar kapıdan çıkar çıkmaz anfi gülmekten yerlere yatmış.
DEHŞET’İN GÖRÜNMEYEN YAZISI
Dehşet Neşet’in öğrencisi olduğum yıllarda kara tahta - tebeşirden cam gibi tahtalar ve marker diye tabir ettiğimiz mürekkepli kalemlere geçilmişti. Sınıfta da her gün kalemlerin mürekkepleri ile ilgilenmesi gereken bir öğrenci vardı. Neşet Hocanın dersi olduğu bir gün görevli zat-ı muhterem kalemleri doldurmayı unutmuş. Neşet Hoca tahtaya yazmaya başladı ama kalemin boş olduğunu görünce durdu. Sınıfta bir ölüm sessizliği oldu. Biz tam kalemleri doldurmakla görevli arkadaş için fatiha filan okumaya hazırlanıyorduk ki, Neşet Hoca yazmaya devam etti. Adam boş kalemle tahtaya görünmeyen yazılar yazdı. “Bakın buraları iyi not edin”, “şekilde de görüldüğü gibi” gibi repliklerle şovunu süsledi. Hatta ara sıra bizden birini çağırıp boş tahtayı sildirdi. “Şurayı iyi temizle” filan dedi. Gülemiyorduk doğal olarak. O gün anlattığı ve bizim göremediğimiz yazılardan bayaa bi soru sormuştu.
DEHŞET’İN DİĞER SORUSU
Anlatılanlar doğrudur. Dehşet Neşet’in sorduğu ilginç bir soru daha var: Örümceğin biri arabanın ön camına ağ yapar. Bu ağa bir sinek takılır ve örümcek tarafından yenir. Dehşet, ağın gerilme kat sayıları, sineğin öz kütlesi, ağırlığı ve sindirim sonrası kaybolan kütle gibi değerleri verir ve öğrencilerden ağın gerilme eğrisini bulmalarını ister. Sorunun yanıtı x= 0 (Örümcek cama ağ yapmaz)’dır.
DEHŞET’İN GARİP HUYLARI
1- Sözlülerede asla soru sormaz, isimleri okur, öğrencilerin yüzlerine bakarak not verirdi. 2- Lisede henüz tebeşir kullanılırken, silgi sorunu yaşanırdı. Eğer o ders tahtanın silgisi yoksa, tahta dolduğunda sanki temizlenmiş gibi yazıların üzerini yeniden yazardı veya sınıf nöbetçisine tahtayı nöbetçinin ceketiyle sildirirdi. 3- Eğer bir cümle yazıyorsa ve tahtanın boyu o cümleyi tamamlamaya yetmezse duvara yazmaya devam ederdi. 4- Fenerbahçe’nin yenildiği haftanın ilk günü okula gelmezdi.
YAZILI SONUCU
Dehşet’in yaptığı yazılıların birinde, bizim sınıftan bir kişi kök üç, bir kişi de kök iki almış.
MAKATTAKİ AĞRI
Amerika’ya üniversite eğitimi görmeye giden gençlerimizden biri makatındaki ağrılar nedeniyle kampüs doktoruna başvurmuş. Doktor kısa bi muayeneden sonra, “Korkulacak bi’şey yok. Anüs bölgesinde bi’takım çatlamalar olmuş, bu gaylerin ortak derdidir” demiş. Bizimki şaşırmış bu açıklama üzerine taabi, “Aman doktor bey, ne gayi? Ben gay felan değilim. Hayatımda da anal ilişkiye girmedim” diyerek Türk’e yakışan bi şekilde karşılamış bu saldırıyı. Doktor babacan bi adammış. Bütün iyiniyetiyle, “Yavrucuğum bunun utanılacak bi yanı yok. İstersen seni psikiyatri servisine sevk edeyim. Durumunu doğal karşılamana yardımcı olurlar” demiş. Çocuk kafası karışık bi halde, hiç bi’şey söylemeden ayrılmış doktorun yanından. Gece olmuş, uyumaya çalışmış ama kafasında hep aynı soru: “Nası olur? Nası olur?” Bu arada odanın ışıkları yanmış, oda arkadaşı gelmiş. Türk öğrenci, zaten canı sıkkın ya, “Nasılsın, ne var-ne yok” muhabbetine girmek istemediğinden uyuyo numarası yapmış. Bu sırada oda arkadaşı bizimkinin aralık gözlerinin önünde bi mendili üzerinde eter yazan bi şişeye bastırmış ve…
NEDEN OLMASINKİ YANİ
ODTÜ Felsefe öğrencilerini en çok zorlayan hocalardan biri yıllık olan dersinin final sınavını yapacakmış. Bu hoca cins sorularıyla meşhurmuş. Sınav günü gelmiş. Öğrenciler, “Büyük sınıflardan hep dinlerdik. Bakalım bu adam bize nasıl bi’şey soracak?” diye düşünerek girmişler sınava. Hoca sınıfa gelmiş ve sınav sorusu olarak tahtaya, “Why?” (Neden?) yazmış. Öğrenciler bi afallamış taabi. Sonra herkes kağıtlarına yumulmuş.Yalnız bi öğrenci, sınavın ilk dakikasında kağıdını teslim etmiş. Öğrencinin cevabı da soru gibi kısaymış: “Why not?” (Neden olmasın ki?) Bu öğrenci sınavdan -o zamana kadar kimsenin başaramadığı bi sonuçmuş bu- “100” almış. Üstelik Hoca, okul biter bitmez öğrenciyi asistanı yapmış.
Post Comments
You must be logged in to post a comment.